UZUN AYRILIK

√e uzun ayrılık yaşandı…

Sonra Yaradan, affedici olduğunu bildirdi. Ben Gafur’um, bağışlayan’ım, siz de noksanları olanları bağışlayın dedi. Ben Settar’ım, noksanları örterim, siz de noksanları olanların noksanlarını örtün, onları ifşa etmeyin dedi. Ben Rezzak’ım, sizi rızıklandırdım ve rızıklandırıyorum, siz de sizin gibi elinde imkanı olmayana pay edin buyurdu. Bizden, kendi ellerimle yarattım dediği, ve hiçbir varlığı olmazken yarattığı insan’dan sadece kendisine bahşedilen erdemleri istedi. Uyun ve beni yad edin, hatırlayın dedi.

Oysa insan unuttu…

Bütün yaratılmışlar ile birlikte bir gönül alevinde ısınmak istemedi. Yalnızlaştı. Sadece kendi ateşinde ısınmak ve kendi benliğini büyütmek istedi. Tekrar bütün insanlığa yine kötü günler geldi. Yine derin yalnızlıklar oluştu. Ve Yüce Yaradan yine elçiler gönderip, kendi yarattığına hitaplar buyurdu, muhatap olarak kabul etti. Yalnız olmadığını bildirdi.

Ve şüphesiz bu büyük elçilere uyanlar selamete erdi. Uymayanlar oldu. Ve son Peygamber’den sonra ahirete kadar yine uzun ayrılık yaşanmaya başladı. Yine insanlar yolundan döndüler ve dünya’yı yine uçsuz bucaksız yalnızlıklar, acılar, hüzünler ve çılgınlıklar bürüdü…

İnsanlık merkezini yitirmeyenler ise, nadirleşen ve bu erdemi taşıyanları artık kendi gönül sobasında bir nebze olsun ruhlarının donmaması için hüzün içinde aramaya başladılar…